9.10.2011

Turkiye Almanya'yi Yenebilir Miydi?


Ne zaman Turk kadini tribunlerde bir 'goruntu' olmanin otesine gecer, ne zaman Turk erkegi yesil sahalardaki ve tribunlerdeki kadinlari kucumsemekten vazgecer, iste o zaman Turkiye Almanya'yi yener

*****
Turkiye gunun birinde Almanya seviyesine gelebilir mi diye dusunurken, son 3-4 ayda olanlara bir goz attim. Sonuc husrandi.

26 Haziran 2011.. Almanya'da Kadinlar Dunya Sampiyonasi basladi.

Almanya-Japonya maci Almanya'daki her 10 evden 6'sinda izlendi. Toplam izleyici sayisi 17 milyon kisiyi buldu.


Onlar Dunya Kupasi'na ev sahipligi yaparken, biz kadinlarin sadece tribunlerdeki renkli goruntulerden ibaret oldugunu saniyorduk. Kiminle konussam, "aaa kadinlar dunya kupasi mi oynuyor?" diyordu.


Kadinlar Dunya Kupasi icin 4,5 milyon adet futbolcu cikartmasi basildi. Hani su cocukken biriktirip albume yapistirdigimiz cikatmalardan. 700.000'i turnuvadan 1 ay once coktan satilmisti bile...


Turkiye Kadin Futbol Takimi, 2013 Avrupa Sampiyonasi grup eleme macinda Ispanya'ya 10-1 yenildi. Gazetelere gore sonuc onemli degildi. Mac 'renkli goruntuler'e sahne olmustu.


Alman Kadin Milli Takimi 10 defa duzenlenen Avrupa Sampiyonasi'nin 7'sinde sampiyon oldu.


Turkiye Futbol Federasyonu seyircisiz mac oynama cezasi alan takimlarin maclarina kadinlarin ve cocuklarin girmesini serbest birakti. Fenerbahce-Manisaspor macini 41.663 biletli kadin ve cocuk izledi. Tribunlerde yine 'renkli goruntuler' vardi. Bir de vuvuzela sesine benzeyen bir ses...

Diyecegim o ki, ne zaman bu ulkenin kadinlari bir 'goruntuden' oteye gecer, ne zaman bu ulkenin erkekleri tribunlerdeki ve yesil sahalardaki kadinlari kucumsemekten vazgecer, o zaman Turkiye Almanya'yi yener.

23.04.2011

Dünyanın En İyi Kadın Futbolcusu, Marta

Marta'yı şimdiye dek izlemediyseniz çok şey kaçırdınız...
O, 2006 yılından beri dünyanın en iyi kadın futbolcusu seçiliyor...
İzleyin, keyif alın...

21.04.2011

Kadın Sporcu Olmak




Bugün Hürriyet Gazetesi'nde, Dünya Badminton Federasyonu'nun yeni kıyafet yönetmeliği ile ilgili bir haber okudum. Yeni yönetmeliğe göre kadın sporcular turnuvalarda sadece mini elbise veya t-shirt ve mini etek ile oynayabileceklermiş.


Haberde, bu kararın kınandığından, kadın cinselliğinin kullanılmaya çalışıldığı yönünde eleştirildiğinden söz ediyor.


Buraya kadar her şey normal.


Fakat haberden daha büyük bir alan kaplayacak şekilde kadın sporcuların 'seksi' fotoğrafları kullanılmış. Voleybolcu, tenisçi, atlet kadınların sadece kalçalarını gösteren fotoğraflar konulmuş. Yetmemiş, bir kadın voleybolcunun topa vuruken açılan sırtı görüntülenmiş. Benzer temalı tam 6 fotoğraf yayınlanmış.


Sürmanşette Alman Bakan Barbara Steffens'in "Spora ilginin artması için bacak gösterisine karşıyız" demeci verilen bir haberde, kadın bedenini kullanarak haberin okunmasını sağlama çabaları traji komik olmuş.

Eril basında bunlara şaşırmamak lazım belki ama ben maalesef bir türlü alışamıyorum...


Sporcu da olsa mühendis de, politikacı da olsa doktor da maalesef her daim kadın bedeni cinsel obje olarak kullanılıyor.

5.08.2010

Objektif Değilim!




Yazıya başlamadan önce Aykut Kocaman’la ilgili bir postu hatırlatmak isterim: http://kombinebilet.blogspot.com/2008/03/aykutun-gizli-jbilesi.html

Ankaraspor'u çalıştırdığı dönemde Aykut Kocaman'la Ankara’da karşılaşmıştım. Hemen Fenerbahçe’ye gelseniz ne güzel olur diye söze başlamıştım. O, “Olacaksa doğru zamanda, doğru şekilde olsun” demişti. Belki olabilecek en kötü zamanda, en kötü şekilde oldu…

Aykut Kocaman bu takımın başına geldiyse, bu takımda gerçek anlamda köklü değişiklikler yapmak için geldi. Unutulmaması gereken bir şey var ki O bir Fenerbahçeli! Daum’un yaptığı sözde operasyonlara benzemeyecektir yaptıkları. Ve O’nun kafasında gündelik başarılardan ziyade uzun vadeli bir değişim var. Bunun sinyallerini de hiç kimsenin yapmaya cesaret edemediğini yaparak veriyor. Alex-Selçuk değişikliğine kaç teknik direktör cesaret edebilirdi?

Not: Bu yazıyı şimdiye kadar yazdığım en subjektif yazıdır...

17.04.2010

Şehrin Asi Çocukları

Demiryolları, tarihin hiçbir döneminde sıradan bir ulaşım aracı olmadı. Kimine gore medeniyetin sembolüydü, kimine gore komünizmin simgesi. Demiryolları; işçileri ve kurucularıyla bitmeyen bir devre imza atarken, burjuvaziyi futbol sahalarından uzaklaştırarak bugün çoğu ‘futbolseverin’ yapmak istediğini 150 yıl önce başardılar.

Futbol, 1840’larda İngiliz kolej öğrencilerinin ve burjuvazinin hegamonyasından çıkmaya başlarken onlar devreye girdiler. Önceleri sadece bu güzel oyunu seyretmekle yetinmek zorunda kaldılar. Cumartesi öğleden sonralarının işçiler için tatil ilan edilmesiyle nihayet gerçek anlamda futbol oynamaya başladılar. Bu oyunda artık onlar da vardı fakat ellerindekiyle yetinmeye hiç niyetli değillerdi. Kolej takımlarında burjuvazinin arasına sızmak onlara göre değildi.

1870’lerde kulüpleşme kültürünün başlamasıyla demiryolu işçileri kendi takımlarını kurdular. Manchester United’ın, Lokomotif Moskova vs kulüplerinin temellerini attılar. Artık oyunun sadece jönü değil, yönetmeniydiler de aynı zamanda. Onlar futbol oynamanın zevkini gittikleri her yerde diğer insanlara da aşıladılar. Örneğin Arjantin’e giden İngiliz demiryolu işçileri 1867’de İngiliz denizcileriyle Arjantin’in bilinen ilk futbol maçını oynadılar. Uruguay tarihinin ikinci futbol takımı da, 1862 yılında yine onlar tarafından kuruldu.

Futbol öyle bir noktaya geldi ki, sadece oynayana değil kendisini izleyen yüzlerce insana da hizmet eder oldu. Oyun artık insanları peşinden sürükleyen bir tutkuya dönüşmüştü. İnsanlar futbola o kadar bağlanmışlardı ki, tuttukları takımı mekan ayırd etmeksizin her yerde izlemek istiyorlar. Dünyanın yeni tanıştığı bu taraftarlık olgusu yine demiryolu çalışanlarının emeğiyle oluştu. Onların inşaa ettiği demiryolları sayesinde artık yüzbinler istedikleri takımın peşinden maçlara gidebiliyorlardı. 1897’de sadece 100 kişi İskoçya’dan İngiltere’ye futbol maçı izlemek için giderken 1901'de Tottenham Hotspur ile Sheffield United arasında oynanan FA Kupası'nı seyirci rekoru kırılarak 114 bin kişi izledi.

Demiryoluyla seyahat, otobüse göre daha ucuz ve konforluydu. Bu sebeple, Manchester Old Trafford’a, Arsenal Highbury’ye, Chelsea Stamford Bridge’e taşındılar ki bu stadların hepsi tren garlarının yanı başındaydı. Bugün de, UEFA bir şehre ya da ülkeye önemli bir futbol organizasyonu yapma yetkisi verirken, stadların metro istasyonlarına yakın olması konusuna dikkat etmektedir. Demiryolu işçilerinin belki de futbola en büyük katkıları dolaylı ‘yol’dan oldu.

Türkiye’de 1940’lı yıllarda yayınlanan, “500'den fazla işçi ve memur çalıştıran kurumlar spor kulübü kuracak” talimatıyla 38 demiryolu kulübü kuruldu. Ancak ne yazık ki, bugün çoğunun akıbetinin ne olduğunu öğrenmek bile neredeyse imkansız. Türkiye’de kapitalizm sadece demiryollarını değil, demiryolu takımlarını ele geçireli uzun zaman oldu.

Demiryolu takımlarından en çok bilinen ve en çok taraftara sahip olan Adana Demirspor’u bile medya, 2008 yılında Trabzonspor’la oynadıkları Türkiye Kupası maçıyla hatırladı. Oysa onlar farklı duruşlarıyla, her ne koşulda olursa olsun dolu tribünleriyle çok daha fazlasını hak ediyorlar. Yıllar önce takımlarında forma giyen Arnavut oyuncuları Arnavutoviç ve Zijad için yaptırdıkları “Tebe Volimo” pankartını tekrar hayata döndürerek ne kadar vefalı olduklarını, “Lokomotif” pankartıyla geldikleri yeri unutmadıklarını gösteriyorlar. Ve onlar düzene karşı verdikleri bu savaşta kendilerini “Şehrin Asi Çocukları” olarak adlandırıyorlar.

6.09.2009

Texas Gökçekler'e Tavır Koyack mı?


Ankaraspor-Ankaragücü birleşmesiyle ilgili çok şey yazıldı çizildi. Normal bir federasyonun iki takımı da küme düşürmesi gerekirken Gökçekler'i durdurmaya kimsenin gücü yetmiyor tabi ki. Baba belediye başkanı olunca oğul da futbol sahalarına attı kendini. Bu konuda federasyon önleyici bir çalışma yapacak mı beklemedeyiz.

Benim asıl merakım Texas'ın tavrının ne olacağı yönünde. Bursa-Ankaragücü kardeşliği ile ilgili bir yazı yazmıştım daha önce. Ankaragücü'nün yeni yapılanmasına Texas "Biz kendi davamıza bakarız, başkan kimmiş bizi ilgilendirmez" mi diyecek yoksa "Bu adamlarla işimiz olmaz, kardeşliği de öldürdüler" mi diyecek?

Women Euro 2009'dan



Finlandiya'da Kadınlar Avrupa Şampiyonası oynanıyor şu günlerde...

Fotoğraf İrlanda-Almanya B grubu maçından. İrlanda kalecisi Gudbjoerg Gunnarsdottir topu havada yakalarken...

Yer:Ratinan Stadyumu.





Türkiye'deki gazetelerde bu turnuvayla ilgili tek satır haber yok tabi.


Şaşırmıyorum ben bunlara, Trabzonspor kadın futbol takımının şampiyonluğu için "şehirde krallar gibi karşılandılar" yorumunu yapan eril basından söz ediyoruz sonuçta.






Merak edenler için ben kısa bir bilgi geçeyim. Bugün İngiltere, Hollanda'yı 2-1 yendi ve finale yükseldi. Diğer finalist yarın saat 20:00'de Almanya-Norveç maçıyla belli olacak. Bu defa İngiltere son 4 yılın şampiyonu Almanya'nın hakimiyetine son vermek istiyor.

Final maçı 10 Eylül Perşembe günü saat 20:00'de.

11.06.2009

12 milyon £


12 Ağustos 2003: Cristiano Ronaldo 12 milyon £'a United'la anlaşıyor. Yaş 18.

Bugün 80 milyon £'a Real Madrid gözünü kırpmadan "hemen gel" diyor.
Ronaldo'ya ne kadar teklif edeceklerini merakla bekliyorum.

Real Madrid Barnebau'da bu yıl şampiyonlar ligi kupasını kaldırmak istiyor.
Kupayı alamazlarsa bedeli biraz ağır olacak!
Alırlarsa Onlar için sorun yok da dünya artık eskisi gibi bir dünya olmayacak!

26.04.2009

Sivas-Trabzon


Sivas'ın tipik kontrollü oyunun bir kenara bırakıp maçın başından itibaren saldırmaya başlaması, Ersun Yanal'ı gafil avladı. Herkesin Sivas'tan beklediği en iyi yaptıkları şey olan kapanmaktı.

Trabzonspor 4-3-3 oynamaya çalışırken Yattara ve Alanzinho'nun geriye koşmaması onlara pahalıya mal oldu. Top rakipteyken hızlıca 4-5-1'e dönmek gerekirken 4-3-3'te kalınca kalesinde çok pozisyon gördü. Sivas'ın ise sezon başından beri en çok pozisyona girdiği maçlardan biri oldu. Öyle ki Hayrettin bu sezonki ilk golünü attı.

Bülent Uygun dersini iyi çalışmıştı ve Yanal'ı şaşırtmayı başardı. Ersun Yanal ise yaşadığı panik belki çekindiği şehir baskısıyla skoru değiştirebilecek Alanzinho'yu hemen oyundan almayı tercih etti. Bu belki de, "fark açılırsa beni şehre sokmazlar" hareketiydi.

Sivasspor'un geçen yıldan en büyük farkı kritik maçlarını kazanması oldu. Belki de bu farklılık onları şampiyon yapacak.

23.04.2009

Futbolu Sevmeli Mi? (3)


Futbol,
Ataerkil düzenin tribünlere izdüşümüdür.
Stadyumlardaki pankartlar, tezahüratlar kadına olan bakışın yansımasıdır.
Kadın cinsinin aşağılanma mabedidir.

Futbol,
Karşı cinsten izole edilmeye çalışılır.
Olmuyorsa, kadın erkekleştirilir

Futbolu sevmeli mi?
Sever misiniz sevmez misin ben karışmam
Ama sevmeli futbolu...
Erkeksel tekelleşmeden kurtarmak için sevmeli,
Dünya düzeninin değiştiğini göstermek için,
Ne bileyim;
Rakı sofrasındaki muhabbet için de olsa sevmeli...