17.04.2010

Şehrin Asi Çocukları

Demiryolları, tarihin hiçbir döneminde sıradan bir ulaşım aracı olmadı. Kimine gore medeniyetin sembolüydü, kimine gore komünizmin simgesi. Demiryolları; işçileri ve kurucularıyla bitmeyen bir devre imza atarken, burjuvaziyi futbol sahalarından uzaklaştırarak bugün çoğu ‘futbolseverin’ yapmak istediğini 150 yıl önce başardılar.

Futbol, 1840’larda İngiliz kolej öğrencilerinin ve burjuvazinin hegamonyasından çıkmaya başlarken onlar devreye girdiler. Önceleri sadece bu güzel oyunu seyretmekle yetinmek zorunda kaldılar. Cumartesi öğleden sonralarının işçiler için tatil ilan edilmesiyle nihayet gerçek anlamda futbol oynamaya başladılar. Bu oyunda artık onlar da vardı fakat ellerindekiyle yetinmeye hiç niyetli değillerdi. Kolej takımlarında burjuvazinin arasına sızmak onlara göre değildi.

1870’lerde kulüpleşme kültürünün başlamasıyla demiryolu işçileri kendi takımlarını kurdular. Manchester United’ın, Lokomotif Moskova vs kulüplerinin temellerini attılar. Artık oyunun sadece jönü değil, yönetmeniydiler de aynı zamanda. Onlar futbol oynamanın zevkini gittikleri her yerde diğer insanlara da aşıladılar. Örneğin Arjantin’e giden İngiliz demiryolu işçileri 1867’de İngiliz denizcileriyle Arjantin’in bilinen ilk futbol maçını oynadılar. Uruguay tarihinin ikinci futbol takımı da, 1862 yılında yine onlar tarafından kuruldu.

Futbol öyle bir noktaya geldi ki, sadece oynayana değil kendisini izleyen yüzlerce insana da hizmet eder oldu. Oyun artık insanları peşinden sürükleyen bir tutkuya dönüşmüştü. İnsanlar futbola o kadar bağlanmışlardı ki, tuttukları takımı mekan ayırd etmeksizin her yerde izlemek istiyorlar. Dünyanın yeni tanıştığı bu taraftarlık olgusu yine demiryolu çalışanlarının emeğiyle oluştu. Onların inşaa ettiği demiryolları sayesinde artık yüzbinler istedikleri takımın peşinden maçlara gidebiliyorlardı. 1897’de sadece 100 kişi İskoçya’dan İngiltere’ye futbol maçı izlemek için giderken 1901'de Tottenham Hotspur ile Sheffield United arasında oynanan FA Kupası'nı seyirci rekoru kırılarak 114 bin kişi izledi.

Demiryoluyla seyahat, otobüse göre daha ucuz ve konforluydu. Bu sebeple, Manchester Old Trafford’a, Arsenal Highbury’ye, Chelsea Stamford Bridge’e taşındılar ki bu stadların hepsi tren garlarının yanı başındaydı. Bugün de, UEFA bir şehre ya da ülkeye önemli bir futbol organizasyonu yapma yetkisi verirken, stadların metro istasyonlarına yakın olması konusuna dikkat etmektedir. Demiryolu işçilerinin belki de futbola en büyük katkıları dolaylı ‘yol’dan oldu.

Türkiye’de 1940’lı yıllarda yayınlanan, “500'den fazla işçi ve memur çalıştıran kurumlar spor kulübü kuracak” talimatıyla 38 demiryolu kulübü kuruldu. Ancak ne yazık ki, bugün çoğunun akıbetinin ne olduğunu öğrenmek bile neredeyse imkansız. Türkiye’de kapitalizm sadece demiryollarını değil, demiryolu takımlarını ele geçireli uzun zaman oldu.

Demiryolu takımlarından en çok bilinen ve en çok taraftara sahip olan Adana Demirspor’u bile medya, 2008 yılında Trabzonspor’la oynadıkları Türkiye Kupası maçıyla hatırladı. Oysa onlar farklı duruşlarıyla, her ne koşulda olursa olsun dolu tribünleriyle çok daha fazlasını hak ediyorlar. Yıllar önce takımlarında forma giyen Arnavut oyuncuları Arnavutoviç ve Zijad için yaptırdıkları “Tebe Volimo” pankartını tekrar hayata döndürerek ne kadar vefalı olduklarını, “Lokomotif” pankartıyla geldikleri yeri unutmadıklarını gösteriyorlar. Ve onlar düzene karşı verdikleri bu savaşta kendilerini “Şehrin Asi Çocukları” olarak adlandırıyorlar.

6.09.2009

Texas Gökçekler'e Tavır Koyack mı?


Ankaraspor-Ankaragücü birleşmesiyle ilgili çok şey yazıldı çizildi. Normal bir federasyonun iki takımı da küme düşürmesi gerekirken Gökçekler'i durdurmaya kimsenin gücü yetmiyor tabi ki. Baba belediye başkanı olunca oğul da futbol sahalarına attı kendini. Bu konuda federasyon önleyici bir çalışma yapacak mı beklemedeyiz.

Benim asıl merakım Texas'ın tavrının ne olacağı yönünde. Bursa-Ankaragücü kardeşliği ile ilgili bir yazı yazmıştım daha önce. Ankaragücü'nün yeni yapılanmasına Texas "Biz kendi davamıza bakarız, başkan kimmiş bizi ilgilendirmez" mi diyecek yoksa "Bu adamlarla işimiz olmaz, kardeşliği de öldürdüler" mi diyecek?

Women Euro 2009'dan



Finlandiya'da Kadınlar Avrupa Şampiyonası oynanıyor şu günlerde...

Fotoğraf İrlanda-Almanya B grubu maçından. İrlanda kalecisi Gudbjoerg Gunnarsdottir topu havada yakalarken...

Yer:Ratinan Stadyumu.





Türkiye'deki gazetelerde bu turnuvayla ilgili tek satır haber yok tabi.


Şaşırmıyorum ben bunlara, Trabzonspor kadın futbol takımının şampiyonluğu için "şehirde krallar gibi karşılandılar" yorumunu yapan eril basından söz ediyoruz sonuçta.






Merak edenler için ben kısa bir bilgi geçeyim. Bugün İngiltere, Hollanda'yı 2-1 yendi ve finale yükseldi. Diğer finalist yarın saat 20:00'de Almanya-Norveç maçıyla belli olacak. Bu defa İngiltere son 4 yılın şampiyonu Almanya'nın hakimiyetine son vermek istiyor.

Final maçı 10 Eylül Perşembe günü saat 20:00'de.

11.06.2009

12 milyon £


12 Ağustos 2003: Cristiano Ronaldo 12 milyon £'a United'la anlaşıyor. Yaş 18.

Bugün 80 milyon £'a Real Madrid gözünü kırpmadan "hemen gel" diyor.
Ronaldo'ya ne kadar teklif edeceklerini merakla bekliyorum.

Real Madrid Barnebau'da bu yıl şampiyonlar ligi kupasını kaldırmak istiyor.
Kupayı alamazlarsa bedeli biraz ağır olacak!
Alırlarsa Onlar için sorun yok da dünya artık eskisi gibi bir dünya olmayacak!

26.04.2009

Sivas-Trabzon


Sivas'ın tipik kontrollü oyunun bir kenara bırakıp maçın başından itibaren saldırmaya başlaması, Ersun Yanal'ı gafil avladı. Herkesin Sivas'tan beklediği en iyi yaptıkları şey olan kapanmaktı.

Trabzonspor 4-3-3 oynamaya çalışırken Yattara ve Alanzinho'nun geriye koşmaması onlara pahalıya mal oldu. Top rakipteyken hızlıca 4-5-1'e dönmek gerekirken 4-3-3'te kalınca kalesinde çok pozisyon gördü. Sivas'ın ise sezon başından beri en çok pozisyona girdiği maçlardan biri oldu. Öyle ki Hayrettin bu sezonki ilk golünü attı.

Bülent Uygun dersini iyi çalışmıştı ve Yanal'ı şaşırtmayı başardı. Ersun Yanal ise yaşadığı panik belki çekindiği şehir baskısıyla skoru değiştirebilecek Alanzinho'yu hemen oyundan almayı tercih etti. Bu belki de, "fark açılırsa beni şehre sokmazlar" hareketiydi.

Sivasspor'un geçen yıldan en büyük farkı kritik maçlarını kazanması oldu. Belki de bu farklılık onları şampiyon yapacak.

23.04.2009

Futbolu Sevmeli Mi? (3)


Futbol,
Ataerkil düzenin tribünlere izdüşümüdür.
Stadyumlardaki pankartlar, tezahüratlar kadına olan bakışın yansımasıdır.
Kadın cinsinin aşağılanma mabedidir.

Futbol,
Karşı cinsten izole edilmeye çalışılır.
Olmuyorsa, kadın erkekleştirilir

Futbolu sevmeli mi?
Sever misiniz sevmez misin ben karışmam
Ama sevmeli futbolu...
Erkeksel tekelleşmeden kurtarmak için sevmeli,
Dünya düzeninin değiştiğini göstermek için,
Ne bileyim;
Rakı sofrasındaki muhabbet için de olsa sevmeli...

22.04.2009

Fenerbahçeli


Fenerbahçeli'yi anlatan çok güzel bir fotoğraf...
Çok severiz...
Ama ipe götürürüz...

Futbolu Sevmeli Mi? (2)

"Bernabeau diye bir acur, İspanya iç savaşı sonrasında, futbolu Real Madrid kanalıyla pazarlamıştı.
Bana bir uyku tulumu yapın demişti. Kitleleri topa odaklamak, toplumsal şiddeti tribünlere hapsetmek için futbolu ön plana çıkarmıştı.

Real Madrid faşizmin odağıdır.

Barcelona da Bask milliyetçiliğinin...


*****


Futbol sınıf savaşıdır.

22 toçu sahada, milyonlar tribünlerde...

Arsenal silah işçileri, Blackpool kömür işçileri, Liverpool liman işçileri...

Real Madrid faşolar, Barcelona solcular...

Beşiktaş proletarya, Galatasaray aristokrasi, Fenerbahçe burjuvazi..."


Kaynak:Futbolu Neden Sevmeli? - Kurthan Fişek

20.04.2009

Futbolu Sevmeli Mi? (1)


Futbol...
Bütün takım sporları gibi, "Sanayi Devrimi" icadıdır.
1832'de başlar.
Sanayi Devrimi, sınıf savaşlarını başlattı.
Yükselen burjuvazi, amelenin sokaklara dökülmesini önlemek için, futbolu icat etti.
Takım sporlarını icat etti.
Bir tarafta bir kale, öbür tarafta öbür kale...
Saldıracaksın, alacaksın...
"Futbol" savaş benzetimidir.
Bir tarafta bir kale, öbür tarafta öbür kale...
Saldıracaksın, alacaksın...
"Futbol", sınıf savaşını futbol sahalarına, tribünlere hapsetme icadıdır.
Tribünlerde oturan halktır, fakir fukaradır. Sahada top koşturanlarla kendilerini özdeşleştirirler.

****

Futbolu sevmeli mi?
Elbette sevmeli, çünkü topluluktur, beraberliktir.
Peki, madem beraberlik, niye kavga, maraza çıkıyor?
Niye çıkmasın?
Futbolda şiddet elbette yayılır.
Futbol "savaş" benzetimidir...

Kaynak: Futbolu Neden Sevmeli?- Kurthan Fişek

Şair


Şairim
şimşek şekillerini şiirlerimin
caddelerde ıslık çalarak
kazırım
duvarlara...
100 metreden
çiftleşen iki sineği seçebilen iki gözüm,
elbette gördü
iki ayaklıların
ikiye ayrıldığını...

Sen
benim
hangisinden olduğumu anlamak istiyorsan
cebime sok
kafanı:
orda
aydınlığı okuyan kara ekmek
sana doğruyu söyler...
Şairim
şiirden anlarım
en sevdiğim gazel
Anti Dühringidir Engelsin...

Şairim
bir yıl yağan yağmur kadar şiir yazdım...
Fakat asıl
şaheserime
başlamak için
Hafızı kapital olmayı bekliyorum.

Futbolda eski kurdum.
Fenerbahçenin forvetleri
mahallede kaydırak oynıyan birer piç kurusuyken
ben
en ağır hafbekleri yere vururdum.
Futbolda eski kurdum.
Santıradan alınca pası
çakarım
Hooooooooooooooooooooooop!
5 numro top
açık ağızdan girer golkipin karnına.
Bana mahsustur bu vuruş
futbol potinlerim
kurşun kalemimden öğrendi bu zanaatı!
O kurşunkalemim ki
9 deliğinizden vücudunuza her tıktığı mısra
işkembenizde taş.
Şairiz be,
şairiz dedik ya be arkadaş...

Nazım Hikmet
Varan 3, 1930