6.03.2008

Faul Kralı


An itibarıyla Aurelio Şampiyonlar Ligi'nde faul kralı.
En çok faul yapan oyuncu sıralamasında bir numarada.
Quaresma'dan sonra en çok faule maruz kalan ikinci futbolcu.

İstatistikleri anlamlı bulanlardan değilim.

Ama bu istatistik çok şeyler anlatıyor.
Şampiyonlar Ligi'nde rakiple en çok mücadele eden oyuncu Aurelio olmuş.
Rakibi faule zorlamış, belki de rakipler O'nu başka türlü durduramamış.

Bir de eklemeden geçemeyeceğim; Alex de Şampiyonlar Ligi'nin en çok asist yapan futbolcusu.

5.03.2008

Nereden Nereye (3)


14 Eylül 1994 tarihli Hürriyet Gazetesi...
4-0'lık şok Cannes yenilgisinin ertesi...
O zamanlar Cannes'ın teknik direktörlüğünü yapan Saffet Susiç şaşkın olduğunu söylemiş.
Osieck, İstanbul'da olacaklardan habersiz zor ama imkansız değil demiş.
Oysa ki Fenerbahçeliler için imkansız olan kendi sahalarında 5 gol yemekti.
15 gün sonra o zamanların Fenerbahçe Stadı'nda skor tabelası 1-5 'i yazacaktı.

Maçın ertesi günü okulda tek kelime bile edememiştim üzüntüden.

Aynı yıl, çok değil 1,5 ay sonra Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray Barcelona'yı 2-1 mağlup edecekti.

Resimde gördüğünüz gazeteyi de ibret-i alem olsun diye sinirden saklamıştım.

Ve yıl 2008...
Tarih olayları tersine çeviriyor...

Kalbi Olanlar İzlemesin Ekolü



Kalbi olan bu maçı izlemesin klişesine sinir olurdum

Bugün anladım ki bu öylesine söylenmiş bir laf değilmiş

Şahsen benim ömrümden en az 3-5 yıl gitmiştir

Kalbi olanları düşünemiyorum bile


Hayatımda hiç bu kadar büyük bir strese bu kadar uzun süre maruz kaldığımı hatırlamıyorum

Üniversite sınavının heyecanı bu maçın yanında halt etmiş afedersiniz

Ne yalan söyleyeyim oyunun başında skor tabelasında 2-0 yazdığı anda aklımdan Liverpool-Beşiktaş maçı geçti
Şimdi kendimden utanıyorum o ayrı konu...


Neyse ki çoğumuzun burun kıvırdığı Uğur Boral ve Deivid sahneye çıktılar

Neyse ki jölesine kafayı taktığımız Volkan bir mucize yaratarak 3 penaltı kurtardı

Bu ekibe böyle bir mutluluk yaşattığı için kocaman bir teşekkür borçluyuz

Ve Çeyrek Final


Son 2 sezonun UEFA Kupası sahibinden

İlk 9 dakikada 2 gol yiyorsunuz

Bu maç için en önemli 3 oyuncunuz yine ilk 14 dakikada sarı kart görüyorlar

Kaleciniz yediği 2 hatalı golle moralman çöküyor

Yılmıyor maçı 2-1'e taşıyorsunuz

Olmuyor, maç 3-1'e geliyor

Yine yılmıyor 3-2'ye getiriyorsunuz

Oyunun kontrolünü elinize geçiriyorsunuz
Bu yüzden bu turu geçmek bu kadar önemli

Bu yüzden Fenerbahçeli'ler bir kere daha skora bakıp sevinmeliler


Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final 2 yıl önce tüm Fenerbahçeli'ler için bir hayaldi

Kabul edelim çoğu Fenerbahçeli Sevilla'yı eleyebileceklerinden şüpheliydi

Dileyelim bu Fenerbahçe için bir milat olsun

Zincirlerin kırılması anlamına gelsin

4.03.2008

BFL 7. Hafta Sonuçları


Kadın futbol antrenörleri semineri sebebiyle lige verilen 2 haftalık aradan sonra, Türkiye Kadınlar Futbol Ligi 7. haftası 1-2 Mart 2008 tarihlerinde oynanan maçlarla tamamlandı.

Sonuçlar şöyle:


A Grubu

Düvenciler Lisesispor 0 - 14 Sakarya Güneşspor

Kartalspor 2 - 0 Ümraniye Mevlana Lisesispor


B Grubu

Yalıspor 3 - 0 Eskişehir Lisesi Spor

Bursa Sağlıkgücü Gençlikspor 4 - 1 Kdz.Ereğlispor


C Grubu

Trabzonspor A.Ş. 9 - 0 Soyaspor

Malatya Gençlik ve Spor 0 - 7 Gazi Üniversitesispor


D Grubu

Mersin Camspor 4 - 0 Adana İdmanyurduspor

Beden Eğitimi ve Spor Eğt.Mer.Spor 1 - 6 Mersin Gençlerbirliği


E Grubu

Bucaspor 3 - 0 Mersingücü Cengiz Topelspor

Hatay Dumlupınarspor 0 - 1 Antalyaspor A.Ş.

3.03.2008

Piknik Havası

Hafta sonu Moda'da denize karşı kahvemi yudumlarken geldi aklıma. Misler gibi bir bahar havası varken, güneşin sadece güzel yüzünü gösterdiği bugünlerde çimlerde top peşinde koşmak ne kadar keyifli olurdu dedim kendi kendime.

Futbolcular da acaba benim gibi düşünüyorlar mıdır?

Günlük güneşlik bir havada, insanın içi kıpır kıpırken oynanan oyun çok daha renkli olmaz mı?
Niye akşamın karanlık, kasvetli yüzüne bırakıyoruz ki kendimizi?

Her yer rengarenk cıvıl cıvıl. Bir tek stadyumlar boş...
Takmışız gece maçına. Gece maçlarının da havası başka biliyorum ama kışın oynansın geceleri. Yazın sıcağında oynansın. Baharda değil...

İstiyorum ki annem domatesli peynirli ekmeğimi hazırlasın, kağıt helva alayım yoldan. Pikniğe gider gibi gidebileyim tuttuğum takımın maçına.
Anlaşılan bu hafta sonu bana İBB-Konya maçının yolları göründü :)
Bay B.'ye duyurulur!

1.03.2008

2 Yıl


Çocukluğumda gazetelerden Fenerbahçe'yle ilgili haberleri, fotoğrafları kesip saklardım. O zamanlar internet diye birşeyin icat edileceğinden habersizdim elbette. İstediğim her bilgiye bir tıkla ulaşamadığımız yıllardı. Tek bilgi kaynağım evimize hergün giren Hürriyet gazetesiydi. Ne yalan söyleyeyim Gelişim Spor'dan da haberim yoktu. Zaten ben 11 yaşındayken yayın hayatı bitmişti derginin.
Futbolu daha iyi öğrenmek adına yapabildiğim tek şey Ümit Urartu'nun "Futbol" isimli kitabını almak olmuştu. O kitabı aldığım günün üzerinden tam 15 yıl geçti. Artık her türlü bilgiye parmağımı hareket ettirerek ulaşabiliyorum.

Ama hala eksik olan birşeyler vardı. 2 yıl önce şubat ayında Autocar Dergisinde gördüğüm bir reklamla eski günlerime geri dönme umudum belirmişti. Four Four Two dergisi Türkiye'de diyordu reklamda. Bugün 24. sayısını aldım derginin. "Zaman ne kadar çabuk geçiyormuş"un bir örneğini daha yaşamış oldum sayelerinde.

İlk sayısında nostalji bölümüne vurulmuştum. Her halukarda dergiyi almaya devam edecektim belki ama Coşkun Çelik'in kaleminden çıkan nostalji yazıları beni dergiye bağlayan temel etkenlerden biriydi.

24 sayısını da saklıyorum Four Four Two'nun. Biliyorum artık herşey bana bir tık uzaklıkta. Biliyorum futbol çok değişti artık. Ama ben futbolun sadece oyun olduğu o eski günlerdeki tadı arıyorum. Ve aradığım tadı bu dergide buluyorum. Çünkü bu dergide sadece futbol var.

Yeri gelmişken Banu Yelkovan'a; "Tanrı Four Four Two'ya ve minik Aras'a uzun ömürler versin" dileklerimizi iletelim.

28.02.2008

Planlama

Sosyoloji profesörü Alan Klein'ın ne güzel demiş: "Planlamayı başaramamak başarısızlığı planlamaktır" diye.

8 Mart'ta Kultur Shock konseri var.

9 Mart'ta kadın festivali var.

15 Mart'ta kadın mühendislerin yemeği var.

Fenerbahçe'nin maç programı belli olmadığı için elim kolum bağlandı.
Konsere bilet almak lazım, yemek olayına rezervasyon yaptırmak lazım.

Federasyon için bu kadar zor mu planlama yapmak? Sezon başından vazgeçtim, en azından bir ay öncesinden belli olsa hangi takımın hangi gün, hangi saatte maç yapacağı.

Futbol seyircisinin gün geçtikçe azaldığı bir ortamda maç planını önceden belirlemezseniz, insanlar kendi planlarını sizden önce yaparlar ve o planların içinde futbol yer al(a)maz.

Yapılacak planlamanın altı üstü 3 tane temel değişkeni var: Türkiye kupası maçları, avrupa kupası maçları (bir tek Fenerbahçe kaldı zaten) ve naklen yayın. Türkiye'nin en kötü planlama mühendisini bilgisayar karşısına oturtsanız, eline de fikstür verseniz bu iş olur.

27.02.2008

Fenerbahçe 93-94


Fenerbahçe'nin 1993-1994 sezonuna ait bir posteri. Şu Emlak Bankası reklamlı formalar da fenomendir. Keşke 100. yılda bu formalar satışa çıksaydı.

Neyse. Posterdeki kadrolar komedinin son perdesi.

Şanlı Fenerbahçe:
Ayaktakiler: Panter Engin, Bombacı Bülent, Kule Emre, Kemik Wagenhaus, Siyah İnci Uche, Kene Cengiz
Oturanlar: Kamikaze Tayfur, Sarı Boğa Nielsen, Akıllı Bıdık Mecnur (doğrusu Mecnun olacak ama posteri hazırlayan abimiz böyle yazmış), Kral Aykut, İmparator Oğuz.

Hadi İmparator Oğuz'u anladık da Kamikaze Tayfur ne yaaa? Övgü müdür hakaret midir belli değil :)

Kim dedi size her futbolcuya lakap takın diye? Bu kadar mı zorlama olur?

25.02.2008

Picasso'nun Çocukları









Sopalı pankartların en kralını Roma'nın Ultras grubu yaptı.

Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda ise CK, GFB ve UNIFEB'lilerin ellerinde arz-ı endam etti sopalı pankartlar. Yanılmıyorsam ilk defa Andarlecht maçında...

Pankartlar tamamen el emeği göz nuru. Herkesin kendi yaratıcılığının ve kendi imkanlarının izlerini taşıyor.

Kimi evinin balkonunda, kimi okulunun bahçesinde, kimi de park köşesinde boyayla fırçayı aldı eline.

Sonucunda ortaya bu muhteşem görüntüler çıktı.

Ve onlar kendilerine Picasso'nun Çocukları dediler...